Analiz / 01Mağduriyet bir anlatı ekonomisidir
Siyaset biliminde mağduriyet söylemi, üç işlev görür: tabanı konsolide eder, eleştiriyi "zalimin diline" tahvil ederek etkisizleştirir ve iktidar taleplerini bir hak iadesi olarak meşrulaştırır. AKP'nin kuruluş anlatısı bu üç işlevi de kusursuz kullandı: kurucu kadronun şiir davası, kapatılan partiler ve "milletin değerlerine uzatılan el" imgesi, 2002'den itibaren her seçim döngüsünde yeniden sahnelendi. Mağduriyet, yaşanmış bir tecrübe olmaktan çıkıp yenilenebilir bir kaynak hâline geldi.
Analiz / 02Rantın bilançosu: söylem kime ne kazandırdı?
- Seçilmiş kadrolara: Kısa yasak dönemleri, uzun iktidar yıllarıyla fazlasıyla telafi edildi. 28 Şubat'ta hapis yatan belediye başkanı, on yıl içinde başbakan; yirmi yıl içinde başkanlık sistemli bir cumhurbaşkanı oldu.
- Parti aygıtına: "Vesayetle mücadele" başlığı; yargı, ordu ve bürokrasi üzerinde kurulan yeni kontrolün ambalajı işlevi gördü. Vesayet tasfiye edilmedi, devralındı.
- Yandaş sermayeye: 28 Şubat'ta "yeşil sermaye" fişlemesinden şikâyet eden iktidar, kamu ihaleleri ve medya el değiştirmeleri yoluyla kendi sermaye sınıfını üretti. Fişleme listelerinin yönü değişti; mantığı değişmedi.
Analiz / 03Turnusol: yöntemler devralındığında
Bir iktidarın 28 Şubat'la gerçekten hesaplaştığının tek kanıtı, 28 Şubat'ın yöntemlerini imha etmesidir. Test sonuçları ortadadır:
| 28 Şubat aracı | 1997–1999 kullanımı | 2013 sonrası kullanımı |
|---|---|---|
| Fişleme | BÇG'nin "irticai eğilim" listeleri | KHK ekleri, "irtibat–iltisak" kriteri, ankesör ve Bylock listeleri |
| Medya mühendisliği | Brifingli manşetler, andıçlar, kaset kampanyaları | Havuz medyası, eş güdümlü hedef gösterme kampanyaları, kayyumla el konulan yayın grupları |
| Yargı eliyle tasfiye | DGM'ler, kapatma davaları, brifinglenen hâkimler | Toplu tutuklamalar, mesleğe yeni alınmış hâkimlerle görülen kitlesel davalar, mülkiyete el koyma |
| Kamudan toplu ihraç | YAŞ kararları, memur tasfiyeleri (binlerle ölçülür) | OHAL KHK'larıyla yüz binin üzerinde ihraç; yargı denetimi yıllarca kapalı |
| Eğitime müdahale | Kesintisiz eğitim, katsayı, kapatılan kurslar | Kapatılan binlerce okul, dershane ve üniversite; el konulan eğitim vakıfları |
Tablo, sitenin ana tezini rakamsız hâliyle bile doğrular: 28 Şubat'ın mağduriyet rantını devşiren siyasal İslamcı iktidar, sürecin araç setini imha etmek yerine ölçek büyüterek yeniden kullandı ve bu araçların en ağır versiyonunu, 28 Şubat'ın ikinci dalga mağduru olan Hizmet hareketine yöneltti. (Bu tabloya yönelik "ama 15 Temmuz" itirazı, hak ettiği ciddiyetle Eleştirilere Cevap bölümünde ele alınmaktadır.)
Belge / 2004Devir-teslim tutanağı: 25 Ağustos 2004
"Yöntemler devralındı" tezi bir yorum değil, tarihi belgeli bir tespittir. AKP iktidarının daha ikinci yılında, 25 Ağustos 2004 tarihli MGK toplantısında "Fethullah Gülen grubuna karşı alınacak tedbirler" başlıklı tavsiye kararı kabul edildi; belgenin altında Başbakan Erdoğan'ın ve hükümet üyelerinin imzaları vardı. Karar 2013'te basına sızdığında verilen "imzaladık ama uygulamadık" savunması, iki açıdan çürüktür: birincisi, bir hukuk devletinde vatandaş grubu hakkında "tedbir planı" imzalamanın kendisi 28 Şubat zihniyetinin devamıdır; ikincisi, 2013 sonrasında yaşananlar kararın rafta kalmadığını, konjonktür değişince ölçek büyütülerek uygulandığını göstermiştir.
Bu belge, sitenin tezinin kilit taşıdır: 28 Şubat'tan nemalanan siyasal İslam, süren 28 Şubat'ın baş aktörü hâline gelmiştir. 1997'de brifing salonunda oturan generalin yerini, 2004'te MGK masasında "tedbir" imzalayan, 2016'da KHK listesi onaylayan sivil almıştır. Vesayetle mücadele diye anlatılan hikâyenin sonunda vesayet ölmemiş; üniforma çıkarıp mağdur rozetini takmıştır.
Analiz / 04Kapanış sahnesi: 17 Mayıs 2024
28 Şubat davasında müebbete mahkûm generallerin kalan cezaları, 17 Mayıs 2024'te Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararıyla sağlık ve yaşlılık gerekçesiyle kaldırıldı; karar, ana muhalefet liderinin de talebi ve alkışıyla geldi. Sembolizm eksiksizdir: 28 Şubat'ın mağduriyetiyle kurulan iktidar, 28 Şubat'ın faillerinin dosyasını kendi imzasıyla kapattı. Mağduriyet, rant değeri kalmayınca arşive kaldırılmıştır.
Buradan çıkan sonuç bir intikam çağrısı değildir; yaşlı ve hasta hükümlülerin infazının ertelenmesi başlı başına savunulabilir bir insanilik gereğidir. Sorun, aynı insaniliğin yaşı sekseni aşmış, ağır hasta, hakkındaki suçlamalar çok daha zayıf delillere dayanan binlerce başka mahpustan esirgenmesindeki çifte standarttır. Mağduriyetin rantı tam da budur: acının, sahibine göre fiyatlanması.