Refah Partisi seçimden birinci çıkar
RP yüzde 21,4 oyla birinci parti olur. Merkez sağın parçalanmışlığı ve yolsuzluk gündemi, Milli Görüş'ü ilk kez iktidarın eşiğine getirir; devlet içindeki "irtica" alarmı bu tarihten itibaren kurumsallaşmaya başlar.
Refahyol hükümeti kurulur
Necmettin Erbakan başbakanlığında RP–DYP koalisyonu güvenoyu alır. Cumhuriyet tarihinde ilk kez Milli Görüş kökenli bir isim başbakandır.
Libya krizi
Erbakan'ın Libya ziyaretinde Kaddafi'nin Türkiye'yi eleştiren çıkışı, hükümetin dış politika üslubunu iç siyasette büyük bir yıpratma malzemesine dönüştürür.
Susurluk kazası
Devlet–mafya–siyaset ilişkisini ortaya seren kaza, rejim tartışmasını alevlendirir. Kamuoyu tepkisi "temiz toplum" talebiyle büyürken, asker–medya ekseni bu enerjiyi giderek hükümet karşıtı bir kampanyaya kanalize eder.
Başbakanlık'ta tarikat iftarı
Erbakan'ın Başbakanlık konutunda cemaat ve tarikat liderlerine verdiği iftar, laik kamuoyunda "rejim elden gidiyor" algısının simge görüntüsü olarak sunulur.
Fadime Şahin – Ali Kalkancı – Müslüm Gündüz operasyonları
"Sahte şeyh" skandalları haftalarca ana haber bültenlerini işgal eder. Sonradan büyük bölümünün yönlendirilmiş medya operasyonları olduğu tartışılacak bu yayınlar, toplumun dindar kesimlerini topluca itibarsızlaştıran psikolojik zemini döşer.
Sincan: Kudüs Gecesi ve tanklar
Sincan Belediyesi'nin Kudüs Gecesi'ne İran Büyükelçisi'nin katılımı kriz yaratır; 4 Şubat sabahı tanklar Sincan caddelerinden geçirilir. Dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir bunu sonradan "demokrasiye balans ayarı" diye tanımlayacaktır.
MGK'nın 406 sayılı kararı: 18 madde
Dokuz saat süren Milli Güvenlik Kurulu toplantısında hükümete, kesintisiz eğitimden Kur'an kurslarının denetimine, kıyafet düzenlemelerinden tarikatların izlenmesine uzanan 18 maddelik "irticayla mücadele" programı dayatılır. Erbakan kararları haftalar sonra, direncini kırıla kırıla imzalar.
Batı Çalışma Grubu kurulur
Genelkurmay bünyesinde, MGK kararlarının uygulanmasını izlemek üzere kurulan BÇG; siyasetçileri, gazetecileri, iş insanlarını, dernekleri, cemaatleri ve sıradan vatandaşları fişleyen hukuk dışı bir izleme aygıtına dönüşür.
RP'ye kapatma davası
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, "laikliğe aykırı eylemlerin odağı" iddiasıyla iktidardaki Refah Partisi'nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne başvurur.
İrtica brifingleri
Genelkurmay; medya yöneticilerine, yargı mensuplarına ve akademisyenlere "irtica tehdidi" brifingleri verir. Yargıçların brifing salonunda asker karşısında not alması, sürecin yargı bağımsızlığına verdiği hasarın simgesi olur.
Erbakan istifa eder
Kamuoyu baskısı, medya kampanyası ve DYP'den kopan milletvekilleriyle çoğunluğunu yitiren Erbakan istifa eder. Cumhurbaşkanı Demirel görevi Çiller'e değil Mesut Yılmaz'a verir; "postmodern darbe" amacına ulaşmıştır.
Sekiz yıllık kesintisiz eğitim yasalaşır
İmam hatip ortaokulları ve Kur'an kurslarının ilköğretim çağı öğrencileri fiilen kapatılır. İmam hatip liselerindeki öğrenci sayısı birkaç yıl içinde yarım milyondan on binlere düşecektir.
Refah Partisi kapatılır
Anayasa Mahkemesi RP'yi kapatır; Erbakan dahil bazı yöneticilere beş yıl siyaset yasağı getirilir. Taban, önceden kurulmuş Fazilet Partisi'ne geçer.
Katsayı düzenlemesi
YÖK, üniversite girişinde alan dışı tercihler için farklı katsayı uygulamasını devreye sokar. Hedef tabelasında imam hatipler vardır; ancak düzenleme tüm meslek liselilerin sağlık meslekten endüstri mesleğe üniversite yolunu daraltır.
Erdoğan'a mahkûmiyet
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Siirt'te okuduğu şiir nedeniyle "halkı din farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik"ten hapis cezasına çarptırılır; 1999'da dört ay hapis yatar ve siyasi yasaklı hale gelir.
Fethullah Gülen ABD'ye gider
Gülen, sağlık gerekçesiyle ABD'ye gider. Takip eden aylarda hakkında hazırlanan kampanya, bu ayrılığın fiilen bir sürgüne dönüşmesine yol açacak ve bir daha Türkiye'ye dönmeyecektir.
Merve Kavakçı krizi
Seçilmiş milletvekili Merve Kavakçı, başörtüsüyle geldiği Meclis'te yemin ettirilmez; protestolarla salondan çıkarılır, ardından vatandaşlıktan çıkarılır. Görüntüler, sürecin seçilmişlere bakışının özeti olarak tarihe geçer.
Kaset kampanyası: hedefte Gülen
Montaj tartışmalı vaaz kasetleri televizyonlarda "devleti ele geçirme planı" sunumuyla yayımlanır; günlerce süren manşet bombardımanı başlar. RP tasfiye edilmiştir; Batı Çalışma Grubu mantığının yeni hedefi, süreç boyunca itidal telkin eden Hizmet hareketidir. DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel soruşturma açar.
"28 Şubat bin yıl sürecek"
Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'na atfedilen söz, müdahalenin bir olay değil kalıcı bir rejim tekniği olarak tasarlandığının açık beyanı sayılır.
Gülen hakkında dava
Nuh Mete Yüksel, "anayasal düzeni yıkmak amacıyla örgüt kurmak" iddiasıyla Gülen hakkında dava açar. İddianamenin dayanağı büyük ölçüde medya yayınları ve istihbarat raporlarıdır.
Fazilet Partisi kapatılır
AYM, FP'yi de kapatır. Milli Görüş tabanı "gelenekçi" Saadet Partisi ile "yenilikçi" kanadın kuracağı AKP arasında bölünür.
AKP tek başına iktidar
28 Şubat'ın tasfiye etmeye çalıştığı tabanın oylarıyla, sürecin mağduriyet anlatısını kuruluş hikâyesi yapan AKP tek başına iktidara gelir. Mağduriyetin siyasi getirisi tescillenmiştir.
Devir-teslim belgesi: MGK'da Gülen kararı
AKP iktidarının ikinci yılında MGK, "Fethullah Gülen grubuna karşı alınacak tedbirler"i içeren bir tavsiye kararına imza atar; belgede Cumhurbaşkanı Sezer'in yanı sıra Başbakan Erdoğan ve hükümet üyelerinin imzaları vardır. Karar 2013'te basına sızdığında hükümet "imzaladık ama uygulamadık" savunması yapar. Sitenin tezi açısından kritik belgedir: 28 Şubat'tan nemalanan siyasal İslam iktidarı, daha 2004'te 28 Şubat usulü bir fişleme-tedbir kararının altına imza atmıştır sürecin "baş aktörlüğü" el değiştirmeye o gün başlamıştır.
Gülen'e beraat
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Gülen'i beraat ettirir; karar 2008'de Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nca onanarak kesinleşir. 28 Şubat'ın sivil topluma açtığı en büyük dava, hukuken çökmüştür.
28 Şubat soruşturması
Çevik Bir'in de aralarında olduğu eski komutanlar "hükümeti cebren devirmek" suçlamasıyla gözaltına alınır; dava 2013'te başlar.
AKP–Hizmet kopuşu ve 15 Temmuz
Kasım 2013'te dershaneleri kapatma hamlesi ve 17–25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarıyla kopuş açığa çıkar; iktidar hareketi "paralel devlet" ilan eder, 2015'te "FETÖ" adlandırması resmî belgelere girer. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından tasfiye topyekûnleşir: iki yıl OHAL, 32 KHK, 125 binden fazla kamu ihracı, yüz binlerce gözaltı, TMSF eliyle bine yakın şirkete kayyum, kapatılan binlerce okul, 15 üniversite ve onlarca medya kuruluşu. Ayrıntı ve tartışma için Mağduriyet Rantı ile Eleştirilere Cevap bölümlerine bakınız.
AİHM Büyük Daire: Yalçınkaya kararı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, ByLock kullanımını tek başına mahkûmiyet delili sayan yaklaşımı; kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, adil yargılanma ve örgütlenme özgürlüğü yönünden ihlal bulur. Karar, önünde bekleyen binlerce benzer başvuru için emsaldir ve 2016 sonrası kitlesel yargılamaların hukuki zeminine uluslararası yargının düştüğü en ağır şerhtir.
Müebbet kararları
Mahkeme 21 sanığa müebbet verir; Yargıtay 2021'de 14 general hakkındaki cezaları onar, rütbeleri sökülür.
Cezalar kaldırılır
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa'nın 104. maddesindeki yetkisiyle, sağlık ve yaşlılık gerekçesiyle hükümlü generallerin kalan cezalarını kaldırır. Yirmi yıl "28 Şubat'la hesaplaşma" söylemiyle siyaset yapan iktidar, dosyayı kendi eliyle kapatır bu sitenin tezinin en çarpıcı kanıtlarından biri olarak.