Tez / 01Bu sitenin iddiası
Yaygın anlatı, 28 Şubat'ı "laik devlet ile siyasal İslam'ın hesaplaşması" olarak kurar ve mağduriyet tacını Milli Görüş çizgisinden gelen siyasi kadrolara giydirir. Bu sitenin işlediği tez farklıdır ve üç önermeye dayanır:
- 28 Şubat'ın en kalıcı tahribatı siyasette değil, toplumda gerçekleşti. Kapatılan partiler yeniden kuruldu, yasaklı siyasetçiler geri döndü; ama kesintisiz eğitim ve katsayı düzenlemesiyle önü kesilen kuşaklar, fişlenen esnaf, ordudan atılan subaylar ve okulundan koparılan başörtülü öğrenciler için "telafi" hiçbir zaman gelmedi.
- Sürecin ikinci dalgası, siyasal İslam'la arasına hep mesafe koymuş sivil dini toplulukları hedef aldı. Refah Partisi tasfiye edildikten sonra sıra, yurtiçinde ve yurtdışında okullar açan, diyalog çalışmaları yürüten ve 28 Şubat boyunca gerilimi düşürmeye çalışan Hizmet (Gülen) hareketine geldi: 1999 Haziran'ındaki kaset kampanyası, DGM soruşturması ve yıllara yayılan yargı süreci, Batı Çalışma Grubu mantığının sivil topluma uzanan koluydu.
- Siyasal İslamcı kadrolar 28 Şubat mağduriyetini bir kimlik sermayesine dönüştürdü. AKP iktidarı yirmi yılı aşkın süre "28 Şubat mağduruyuz" söylemini meşruiyet kaynağı olarak kullandı; ama aynı iktidar 28 Şubat'ın vesayet araçlarını (fişleme, medya mühendisliği, yargı eliyle tasfiye, kamudan toplu ihraç) bu kez kendi muhaliflerine en ağır biçimiyle de bir zamanların 28 Şubat mağduru Hizmet hareketine yöneltti. Köprü belgelidir: daha 2004'teki MGK toplantısında Gülen hareketine karşı "tedbir" kararının altında bu kez sivil iktidarın imzası vardı. Mağduriyet ranta, rant yeni bir 28 Şubat'a dönüştü nemalanan siyasal İslam, süren 28 Şubat'ın baş aktörü oldu.
- Nihai fatura tek bir kesime değil, Türkiye'nin kendisine kesildi. Mağdurların kimliği ne olursa olsun, kesintiye uğrayan şey ülkenin yükselişiydi: eğitim zinciri kırıldı, sermaye ürkütüldü, 2001 krizine giden çürüme derinleşti, parlak beyinler göç etti; kalanlar ise fişlenme korkusuyla her türlü sivil oluşumdan uzak durmayı öğrendi bir toplumun en değerli sermayesi olan güven ve katılım, kuşaklar boyu zehirlendi. Yüksek potansiyelli bir ülkenin yaklaşık her on yılda bir müdahaleyle durdurulması karşısında "bu döngü kime yarıyor?" sorusunu sormak da bu sitenin işidir: iç vesayet odaklarının yanında, güçlü ve kendi ayakları üzerinde bir Türkiye'yi çıkarına görmeyen dış aktörlerin bu kesintilerden en az istifade eden taraf olmadığı açıktır bu bir komplo iddiası değil, faydalanan analizi olarak sorulması gereken sorudur.
Dosyalar / 02Site bölümleri
Kronoloji
Susurluk'tan Sincan tanklarına, 406 sayılı karardan 2024'te cezaların kaldırılmasına: sürecin teleks şeridi, 1995–2024.
Dosya 02Aktörler
Batı Çalışma Grubu, brifing salonundaki medya, "beşli çete" tartışmaları, yargı, YÖK ve süreci mümkün kılan sivil ortaklar.
Dosya 03Asıl Mağdurlar
İmam hatip kuşağı, başörtülü öğrenciler, fişlenen sermaye, ihraç edilen subaylar ve ikinci dalgada hedef alınan Hizmet hareketi.
Dosya 04Mağduriyetin Rantı
"28 Şubat mağduru" kimliğinin siyasi sermayeye dönüşümü ve vesayet araçlarının el değiştirerek devam etmesi üzerine bir analiz.
Dosya 05100 Soruda 28 Şubat
Kavramlardan kronolojiye, aktörlerden bugünkü mirasına: aranabilir 100 soru-cevaplık başvuru bölümü.
Dosya 06Eleştirilere Cevap
"Gülen 28 Şubat'ı destekledi", "asıl mağdur Milli Görüş'tü", "FETÖ nasıl mağdur olur?" güçlü itirazlar ve sitenin cevapları.
Dosya 07Kaynaklar
Belgeseller, YouTube arşivleri, akademik makaleler, kitaplar, gazete arşivleri ve X (Twitter) üzerinde takip önerileri.
Özet / 03Üç dakikada 28 Şubat
Ne oldu? 28 Şubat 1997'de Milli Güvenlik Kurulu, Necmettin Erbakan başbakanlığındaki Refahyol hükümetine "irticayla mücadele" başlığı altında 18 maddelik bir kararlar listesi dayattı. Tank yürütülmedi, Meclis kapatılmadı; onun yerine medya kampanyaları, brifingler, fişlemeler ve ekonomik baskı devreye sokuldu. Hükümet 18 Haziran 1997'de istifa etti; sürece "postmodern darbe" dendi.
Sonra ne oldu? Sekiz yıllık kesintisiz eğitimle imam hatiplerin orta kısımları kapatıldı, katsayı düzenlemesiyle meslek liselilerin üniversite yolu daraltıldı, başörtüsü yasakları üniversitelerden kamuya yayıldı, "yeşil sermaye" listeleriyle şirketler fişlendi, YAŞ kararlarıyla yüzlerce subay ihraç edildi. 1999'da hedef büyütüldü: medya kampanyası bu kez, süreç boyunca itidal çağrısı yapan Fethullah Gülen ve Hizmet hareketine yöneldi.
Bugün neresindeyiz? 28 Şubat davasında müebbet alan generallerin kalan cezaları, "mağduriyet" söylemini iktidarının kurucu hikâyesi yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararıyla 17 Mayıs 2024'te kaldırıldı. Aynı dönemde 28 Şubat'ın yöntemleri fişleme, toplu ihraç, medya mühendisliği, yargı eliyle tasfiye çok daha geniş ölçekte, bu kez eski mağdurların eliyle uygulanıyordu. "Bin yıl sürecek" sözü, kimin kastettiğinden bağımsız olarak, bir yöntem öngörüsü olarak doğru çıktı.
Derinleşmek için kronolojiden başlayabilir ya da doğrudan 100 Soruda 28 Şubat'a geçebilirsiniz.